Klasik Şiirden Yaşayan Dile: Saraybosna Üniversitesi Akademisyenleri ile Panel

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Evliya Çelebi Çalışmaları Merkezi koordinatörlüğünde yürütülen Erasmus+ KA171 projesi kapsamında, Saraybosna Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alena Ćatović ve Doç. Dr. Mirsad Turanović Üsküdar Yerleşkesi’nde misafir edildi. Proje çerçevesinde gerçekleştirilen akademik etkinlikler kapsamında, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü iş birliğiyle bir panel düzenlendi.

“Sâbit’de Gelenekten Sapmalar: Bosna Valisi Halil Paşa’ya Yazdığı Şiirler”

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Dursun Ali Tökel’in moderatörlüğünde gerçekleşen panelin ilk bölümünde Prof. Dr. Alena Ćatović, “Sâbit’de Gelenekten Sapmalar: Bosna Valisi Halil Paşa’ya Yazdığı Şiirler” başlıklı çalışmasını sundu. Ćatović; şair Sâbit’in şekil ve muhteva bakımından dikkat çekici olan “Bosna Kâdısı İken Halil Paşa’dan Sâ'at Recâsına”, “Sâ'atün Teşekkürüne” ve “Bosna Kâdısı İken Halil Paşa Pirinç Verdükde” adlı üç şiirini edimbilim (pragmatik) kuramları çerçevesinde tahlil etti.

Şairin Kefe, Tekirdağ, Konya ve Diyarbakır’daki görevlerinin yanı sıra 1700-1705 yılları arasındaki Saraybosna kadılığı dönemi üzerinde duruldu. Şairin 1700 yılında göreve başlamasından hemen önce Savoy Prensi Eugene komutasındaki birliklerin şehri yağmalayıp ateşe vermesiyle yaşanan tahribata dikkat çekilen konuşmada; bu yıkımın ardından Saraybosna genelinde baş gösteren açlık, kıtlık ve ağır şartların kenti içine ittiği zorlu sosyo-ekonomik atmosfere vurgu yapıldı. Dönemin Bosna’sındaki bu mahrumiyetlerin, şairin bölgedeki idari ve edebi mesaisi üzerindeki belirleyici etkileri dile getirildi.

Söz konusu sosyo-ekonomik şartlar nedeniyle şairin, Bosna Valisi Halil Paşa’ya “saat” ve “pirinç” gibi somut talepler içeren şiirler yazdığı; bu taleplerin kaside ile aktarılmasının ve şiirlerin Divan’da yer bulmasının ilgi çekiciliği üzerinde duruldu. Her ne kadar şekil itibarıyla kaside olmasa da somut bir “kasıt” taşıdıkları için onları, az da olsa kasideye yaklaşmış, gelenekten sapmış manzumeler olarak değerlendiren Prof. Dr. Ćatović, bu şiirlerin pragmatik yönünü ön plana çıkararak, Sâbit’in bu eserlerini edimbilimsel bir yaklaşımla inceledi.

 

“Bosna’daki Osmanlı Mirasının Boşnakçaya Yansımaları”

Programın ikinci bölümünde Doç. Dr. Mirsad Turanović, Bosna’da Türkçenin sosyodilbilimsel durumunu konu alan sunumunu gerçekleştirdi.

Turanović, Boşnakçada yaklaşık 7 bin Türkçe kökenli kelimenin yer aldığını ve bu kelimelerin özellikle dini terimler, halk şiiri ve gündelik yaşam üzerinden dile nasıl sirayet ettiğini verilerle inceledi. Türkçenin Bosna’da sadece idari bir dil değil; farklı kimlikler arasındaki iletişimi sağlayan ve ortak bir kültürel zemin oluşturan bir köprü vazifesi gördüğünü belirten Turanović, bu dil mirasının günümüz Boşnakçasındaki mevcut durumunu ve kullanım özelliklerini örneklerle katılımcılara aktardı.

Osmanlı’nın Balkanlar’daki hâkimiyeti süresince Türkçeyi bölge dillerine mecburi bir dil olarak benimseten bir politika izlemediği vurgulanırken; bu durumun diller arası tek taraflı bir müdahaleden ziyade, doğal ve karşılıklı bir kelime alışverişini mümkün kıldığı ifade edildi.

Balkan dillerinden Türkçeye giren kelimelerin yanı sıra Türkçeden Boşnakçaya geçen kelimelerin, organik bir kültürel etkileşimin sonucu olduğu belirtildi. Türkçenin geçmişteki bu kapsayıcı işlevine rağmen günümüzde her alanda yaygın bir kullanımdan ziyade özellikle dini terimler, halk şiiri ve gündelik yaşamın belirli katmanlarıyla sınırlı kalan yapısına değinen Turanović, bu dilsel izlerin günümüz Boşnakçasındaki kullanım özelliklerini örneklerle aktardı.

Saraybosna’nın tarihi merkezi Başçarşı’da yer alan Sarači (Saraçlar), Kazazi (Kazazlar), Čizmedžiluk (Çizmecilik) ve Aščiluk (Aşçılık) gibi sokak isimlerinin olduğunu belirtildi. Kentsel mimari ve günlük yaşamda kullanılan avlija (avlu), bašča (bahçe), bezistan (bedesten), čaršija (çarşı), česma (çeşme) ve ćuprija (köprü) gibi kelimelere değinen Turanović; ayrıca ahiret, kıyamet, sabur (sabır), merhamet, sevap, nafaka ve edeb gibi kavramların iki dilde de ortak olarak kullanıldığını ifade etti.

Öğrencilerin ve öğretim üyelerinin yoğun katılımıyla Üsküdar Atik Valide Yerleşkesi’nde düzenlenen etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından iki kurum arasındaki bilimsel iş birliğini güçlendirme temennileriyle sona erdi.