İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Öğretmen Akademileri ile merkezimiz iş birliğinde düzenlenen konferansta Merkez Müdürümüz Prof. Dr. Musa Duman öğretmenlerle bir araya geldi.
7 Nisan Salı günü Ayasofya Yerleşkesi Ayasofya Medresesi’nde yapılan konuşmada, Evliya Çelebi’nin hayat hikâyesinin ve saray eğitimine girişinin bu mekânla olan bağlantısına dikkat çekildi.
Çelebi’nin henüz yirmili yaşlarındayken bir Kadir gecesi Ayasofya’da aşir okuduğu sırada Sultan IV. Murad’ın dikkatini çektiğini aktaran Duman; musahibi Musa Çelebi’nin ölümüyle sarsılan padişahın, onun yerine Evliya Çelebi’yi musahip olarak saraya aldığını ve böylece seyyahın Enderun eğitimine başladığını belirtti.
Hattat, oymacı ve musikişinas kimliğiyle çok yönlü bir entelektüel olan Çelebi’nin, kendisini "evliyâ-yı bî-riyâ, seyyâh-ı âlem, yar-ı benî âdem" olarak tanımlayan, zarif ve dünya ile barışık bir karakter olduğu vurgulandı.
“Evliya Çelebi Seyahatnamesi Kendi Alanında Bir Zirvedir”
Prof. Dr. Musa Duman, eserin 1687 yılından önce Kahire’de kaleme alındığını, orijinal nüshanın son iki cildinin diğer nüshalarla 10 cilde tamamlanarak günümüze ulaştığını belirtti. Seyahatname’nin sadece coğrafi bilgi sunmadığını; saat tamirinden beyin ameliyatlarına ve diş tedavilerine kadar dönemin ilim dünyasına ışık tutan örnek uygulamalara şahitlik ettiğini ifade etti. Musa Duman, eserin edebi bir metin olarak henüz yeterince değerlendirilmediğini dile getirerek Seyahatname’den örnekler aktardı.
“Onun anlattıklarını bir ressam tabloya dönüştürse muazzam bir eser ortaya çıkmış olur.”
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın "Seyahatname’yi bilgi edinmek için okumam ama her okuyuşumda kârlı çıkarım" sözüne atıf yapan Prof. Dr. Musa Duman, Çelebi’nin tasvir gücünün bir ressamın tablosuna dönüşebilecek kadar canlı olduğunu belirtti.
Sunumda Çelebi’nin anlatım tarzına dair teknik detaylara da değinildi. Gittiği yerlerde, şehrin özellikleri, insanların alışkanlıkları ve iklimi gibi bilgileri belirli bir şablonla aktardıktan sonra anlatısını "latifeler" ile süslediği, esas olarak şahit olduğu olayları anlatmaktan başka Erzurum’un soğuğunu anlatırkenki meşhur damdan dama atlarken donan kedi hadisesinde olduğu gibi bu hikâyeleri bazen duyduklarından bazen de kitaplardan derlediği belirtildi. Bu kurgunun temel amacının eserin okunabilirliğini artırmak ve anlatılan çeşitliliği yansıtmak olduğu ifade edildi. Programın son kısmında Musa Duman, Çelebi’nin seyahat rotasını belirleyen meşhur rüyasını orijinal nüshasından okuyarak, rüyaların eserdeki önemine ve sanılanın aksine bu rüyanın derin bir arka plana sahip olduğuna dikkat çekti.
Katılımcı öğretmenlerin karşılıklı paylaşımlarıyla zenginleşen program, İstanbul Öğretmen Akademileri temsilcisi tarafından Merkez Müdürümüz Prof. Dr. Musa Duman’a günün anısına takdim edilen hediyenin ardından sona erdi.
Tüm katılımcılara teşekkür ederiz.