Osmanlı Saraybosna’sında Gündelik Hayat

Merkezimiz koordinatörlüğünde yürütülen “Evliya Çelebi Seyahatnamesi İzinde Saraybosna’da Somut ve Somut Olmayan Kültürel Miras” adlı Erasmus+ KA171 projesi kapsamında Saraybosna Üniversitesi'nden Prof. Dr. Kerima Filan'ı ağırladık.

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ve Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü iş birliğiyle düzenlediğimiz seminer, Prof. Dr. Turan Gökçe moderatörlüğünde Ayasofya Yerleşkesi Gülhane Binası’nda gerçekleşti. Programda ünlü Türkolog ve Filolog Prof. Dr. Kerima Filan, Molla Mustafa’nın 18. yüzyıla ışık tutan mecmuası üzerinden Bosna’nın sosyal dokusunu katılımcılara aktardı.

50 Yıllık Bir Tanıklık: Molla Mustafa Mecmuası

Prof. Dr. Kerima Filan, sunumunda Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi’nde müellif hattı ile korunan eserin serüvenini paylaştı. 1756 yılından itibaren yaklaşık yarım asır boyunca tutulan bu kayıtların, kronolojik bir bütünlük arz etmesi bakımından eşsiz olduğunu belirten Filan, şu bilgileri verdi:

"Molla Mustafa eserine özel bir isim vermemiş, onu sadece “mecmua” olarak anmıştır. Bu eserde sadece siyasi olaylar değil; rüyalar, bilmeceler, salgın hastalıklar, yangınlar, hava durumu ve kıtlık zamanlarında halkın çektiği zorluklar ile bu dönemde vefat eden önemli kişilerin listesi yer alıyor."

Osmanlı Saraybosnası’nda Kadın ve Sosyal Adalet

Seminerin en dikkat çekici bölümlerinden biri, mecmuada yer alan kadın figürleri ve kadınların toplumsal olaylardaki rolleri oldu. Prof. Dr. Kerima Filan, mecmuadaki özel kayıtlara dayanarak hazırladığı seçkilerde, Saraybosnalı kadınların kamusal alanda toplanarak şikâyetlerini dile getirdiklerini, mahkemede haklarını aradıklarını ortaya koydu.

Kayıtlara geçen bir vakada, evine hırsız giren bir kadının, kendisine yardım etmeyen komşularını "komşuluk görevini ihmal" gerekçesiyle mahkemeye vermesi sonucunda bu kişilerin göz altına alındığı aktarıldı. Prof. Dr. Kerima Filan, bu olayın mahalle sakinlerinin kendi sınırları içinde düzen ve güvenliğin sağlanmasında aktif rol oynadıklarını, birbirlerine karşı sorumlulukları olduğunu göstererek toplumsal bilinci kanıtladığını ifade etti.

Kadının toplumdaki onuru ve şiddete karşı duruşu da mecmuanın satır aralarında kendine yer buluyor.

Eserde geçen başka bir örnekte, kendisini kaçıran kişiyle evlenmeyi reddederek hukuk mücadelesi başlatan bir kadının hikâyesi hem Osmanlı yargısının hem de halkın mağduru koruma refleksini gözler önüne sermektedir. Nitekim kayıtlarda suçlu kişi için “ve ol harif firar etmiş. Tutulmuş olsaydı bogazlanırdı” ifadesinin geçtiği aktarıldı.

İsimsiz Kahramanlar: "Bacı Kadın"dan "Recep Dedo'nun Avredi"ne

Prof. Dr. Filan, Molla Mustafa’nın kadın isimlerini kaydederken doğrudan isim yerine "Bacı Hoca Kadın", "İbrahim Ağa Karısı" veya "Meşhure" gibi lakaplar ve eş isimleri kullandığını belirtti. Kadınlar, Şeriyye Sicillerinde tam adları ile kaydedildiği halde Molla Mustafa’nın kadınların mahremiyetini korumak için mecmuada bu yolu izlediği vurgulandı. 

Doktora yıllarında bu metni çevirirken Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden de büyük ölçüde yararlandığını belirten Kerima Filan, Molla Mustafa’nın notlarının Saraybosna’nın gündelik tarihini anlamak için en temel kaynaklardan biri olduğunu ifade ederek sunumunu tamamladı. Prof. Dr. Turan Gökçe, Molla Mustafa Mecmuası özelinde Osmanlı tarih yazıcılığında mecmuaların sunduğu zenginliğe dikkat çekerek, müstesna bir şehir olan Saraybosna’yı, Molla Mustafa gibi yerel bir tanığın satırlarından okuma fırsatı bulmanın önemini vurguladı. Soru-cevap kısmının ardından etkinlik sona erdi.

Tüm katılımcılara teşekkür ederiz.